ELEKTRİKLİ (HİBRİT)ARABASI OLANLARA DANIŞTAYDAN ÖTV MÜJDESİ

ELEKTRİKLİ (HİBRİT)ARABASI OLANLARA DANIŞTAYDAN ÖTV MÜJDESİ

Danıştay geçtiğimiz günlerde yayınladığı kararda HİBRİT araçlardan özel tüketim vergisi alınamayacağına hükmetti. Kararda elektrikli aracın benzin motorunun bulunup bulunmadığının sonuca etkili olmadığının da altı çizildi. Böylelikle elektrikli araca ÖTV ödeyenlerin de ilgili tutarı geri alma yolu açılmış oldu .

 

Kararın ilgili kısmı şu şekilde;

T.C DANIŞTAY 7.Daire Esas: 2019/ 3070 Karar: 2022 / 506 Karar Tarihi: 11.02.2022

“..Dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden, …. Vergi Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında aynı araca ilişkin olarak İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Otomotiv Laboratuvarınca hazırlanan … tarih ve … sayılı teknik raporda, aracın arka akstan hareketini sağlayan iki adet 2×150 KW gücünde elektrik motoru bulunduğu, ön akstan çekiş imkanı bulunmadığı, ön tarafında olup jeneratörü çalıştıran benzin motorunun aracın tekerlekleri ile mekanik bir bağlantısının olmadığı, sadece menzil uzatımı için elektrik motoruna enerji üretme işlevine sahip olduğunun tespit edildiği, anılan Mahkemece, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (II) sayılı listenin 87.03 pozisyonu altında yer alan sadece elektrik motorlu olanlar başlığındaki sadece elektrik motorlu ibaresinin, araçta elektrik motoru bulunmasını değil, aracın sadece elektrikli motorla hareket etmesini belirttiği, mekanik olarak tekerlekleri ile bağı olmayan, dolayısıyla aracı hareket ettirmeyen benzin motoru bulunmasından dolayı özel tüketim vergisi tahakkuk ettirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin kararın Dairemizin 07/12/2017 tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onandığının anlaşılması karşısında, aynı araç nedeniyle yapılan dava konusu cezalı özel tüketim vergisi tarhiyatının iptaline ilişkin temyize konu kararda sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir..”

Devamını oku

MENFİ TESPİT DAVALARI (BORÇTAN KURTULMAK)

MENFİ TESPİT DAVALARI (BORÇTAN KURTULMAK)

Bir önceki yazımızda icranın zamanaşımı nedeniyle geri bırakılması (düşmesi) konusunu incelemiştik. Peki icra takibinin kesinleşmesinden sonra borçtan kurtulmanın bir yolu var mıdır? Bu soruya İcra ve İflas Kanunumuz’un 72 . Maddesi olumlu cevap vermektedir.

Menfi Tespit Davası Nedir ?

Menfi tespit davası ,bir icra takibinde itiraz süresini geçirmiş borçlu yararına getirilen bir davadır. Gerçekten de bir kimse ödeme emrinin tebliğinden sonra takibin şekline göre genellikle yasal 7 günlük itiraz süresini kaçırmış olabilir. Bu durumda borçlu, borcundan kurtulmak için menfi tespit davası açma hakkına sahiptir.

Menfi Tespit Davasında görevli ve yetkili mahkeme neresidir?

Bu dava türünde görevli mahkeme genel hükümlere göre belirlenmektedir. Örneğin kira sözleşmesi için icra takibi yapılmışsa sulh hukuk mahkemesi , bono(senet) için icra takibi yapılmış ise asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. Önemli olan ,temel ilişkinin saptanmasıdır. Bir misalde senet , işçinin işverene işe girerken vermiş olduğu bir senet ise iş mahkemeleri görevli olacaktır. Görevli mahkemeyi belirlemek çok önemlidir. Zira görevsiz mahkemelerde açılan dava uzun yıllar sürebilir ve davanın kaybedilmesi durumunda davayı açan taraf yargılama giderlerinden sorumlu tutulacaktır.

Yetkili mahkeme ise icra takibinin yapıldığı yer veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesidir. Bu davayı açmak isteyen kişinin bu iki mahkemeden birini seçme hakkı bulunmaktadır.

Menfi Tespit davalarında ispat yükü kime aittir.

Bilindiği üzre müddei iddasını ispatla mükelleftir. Bu davada ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerine düşmektedir.

Senet borçlusu menfi tespit davası açabilir mi?

Bu soruya olumlu cevap vermek gerekmektedir. Bonoda borçlu olan kişi menfi tespit davası ikame edebilir. Ancak bu sefer ispat yükü ters çevrilmekte ve borçlu senetten dolayı borçlu olmadığını ispat etmesi gerekmektedir. Senetlerin illiyetten mücerret olması dolayısıyla ispat yükü, borçlu aleyhine ağırlaştırılmıştır. Ne var ki bu husus ,borçlunun borcundan kurtulamayacağı anlamına gelmemektedir. Çünkü duruma göre ticari defterlerin incelenmesini , hayatın olağan akışı ile ilgili gerekçelerin değerlendirilmesini yahut da bir kısım hükümsüzlük sebeplerine dayanma hakları vardır. Burada davanın kazanılması , doğru delile dayanmak ve doğru vakıaları ileri sürmekten geçmektedir. Yani örnek vermek gerekirse senet veren kişi bir hastalığa yakalanmıştır. Ne var ki hastalığın durumuna göre doğru ilaç verilirse hasta kurtulmaktadır.

Bankanın yaptığı takiplere karşı menfi tespit davası açılabilir mi?

Bu soruya da olumlu cevap vermek gerekmektedir. Çünkü güçlü bankalar , şahıslardan fahiş miktarda paralar almaktadır. Bir kişinin ana para borcu 300 bin TL iken 6 ay sonra borç miktarı 1.000.000 TL yi geçebilmektedir. Çoğu zaman kredi sözleşmelerinin her sayfasına hızlıca imza atan insanlar, artık bu imzadan dönülemeyeceğini düşünse de fahiş faiz miktarına karşı menfi tespit davası açılmasına Yargıtay cevaz vermiştir.

Aynı zamanda bankalar rehnin , ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin yanı sıra , genel haciz yolu ile de ilamsız takip başlatmakta ve insanları bir anda cebri icra baskısı altına almaktadır. Bankalar önceden ipotek koyduğu taşınmazları ,evi,araçları sattırırken aynı zamanda da kişilerin evine ve iş yerlerine haciz uygulamaktadır. Yani bir borç için birden fazla icra takibi yapmaktadırlar. Vatandaşlar ise genelde bankaların karmaşık yapısı ve uyguladığı politikalar yüzünden dava açmaya çekinse de aslında haklarını arasalar bankalardan tazminat dahi alabilirler.Nitekim Yargıtay bir kararında ”bankanın basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, huzurda alınmayan imza dolayısıyla cebri icraya başlamasının kötüniyeti gösterdiğine vurgu yapmış ve bankayı ağır tazminata mahkum etmiştir.Ayrıca haksız haciz yapılmasından dolayı manevi tazminat da talep edilmektedir.

Menfi Tespit Davası Kazanılırsa ne olur?

Menfi tespit davasının kazanılmasıyla birlikte takip olduğu yerde durur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta davanın kesinleşmesiyle değil davanın kazanılmasıyla takibin duracağıdır. Daha kolay anlatmak gerekirse , dava ilk derece mahkemesinde borçlu lehine hükme bağlanırsa ,hükümle birlikte takip olduğu yerde durur. Artık dava kesinleşene kadar alacaklı ,borçlu aleyhine hiçbir icra takip ve haciz işlemi yapamaz. Kanunla getirilen bu durumun sonucu olarak , borçlular artık uzun yıllar süren istinaf ve temyiz aşamalarını beklemeyecektir.

Borcumu ödedim , menfi tespit davası açabilir miyim?

Bu soruya da olumlu cevap vermek gerekir. Borcunu ödemiş olan kişi de , aslında borçlu olmadığı parayı ödediğini ispat ederek geri alma davası açma hakkına sahiptir.

Borca kefil oldum , menfi tespit davası açabilir miyim ?

Gerek icraya kefalet gerekse borca kefalet veren kişi menfi tespit davası açabilir. Yargıtay da icra kefili olan kişilerin menfi tespit davası açma haklarının bulunduğuna vurgu yapmıştır.

Menfi tespit davası açmak istiyorum ancak dava giderlerini karşılayamıyorum , ne yapmam gerekir?

Bu davayı açan kişilerin üzerinde genellikle çokça haksız haciz ve icra takibi bulunduğu için fakirliğe düşmüşlerdir. Muhtarlıktan fakirlik belgesi alıp ” adli yardım talebiyle” dava harç ve giderlerini ödemeden dava açma hakları bulunmaktadır. Adli yardım talebini avukatlar da yapabilmektedir. Adli yardım çok teferruatlı bir konu olduğu için avukata danışılmasında fayda vardır.

MENFİ TESPİT DAVASI YARGITAY KARARLARI

T.C YARGITAY 11.Hukuk Dairesi Esas: 2020/ 5995 Karar: 2021 / 3833
Karar Tarihi: 20.04.2021

Bölge Adliye Mahkemesince, dava ve takibe konu bonolarda keşidecinin şirket eski müdürü … olduğu, kendisinin keşide ettiği davaya konu 4 adet bonoda temsilci olduğu, davacı şirketi temsilen şirket aleyhine aval verdiği, bono metinlerinden bu hususun açıkça belli olduğu, TTK 687. maddesi uyarınca senet metninden anlaşılan defilerin iyiniyetli hamile karşı ileri sürülebileceğinden senet metninden anlaşılan temsilcinin kendisiyle işlem yapma yasağı sebebiyle avalin davacı şirketi bağlamayacağı, hamilin bu hususu bilip bilmemesinin sonucuna etkili olmayacağı, davalı …’ ın senetleri yetkili olduğu dönemde düzenlemişse kendisi ile işlem yapma yasağı nedeniyle yetkisi sona erdikten sonra düzenlediyse yetkisiz olması sebebi ile aval işleminin geçersiz olacağının açık olduğu, geçersiz gerekçeye dayanılarak davanın reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebini kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, davacı talebi ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısman kabulü ile, davacının Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2015/1027 esas sayılı icra takibine konu bonolarından dolayı borçlu olmadığının tespitine,

MENFİ TESPİT DAVASI – TEMİNAT SENEDİ OLDUĞUNDAN BAHİSLE GEÇERSİZ OLDUĞU İLERİ SÜRÜLDÜĞÜ – LEHİNE AVAL VERİLENİN BORCU GEÇERSİZ OLSA BİLE AVAL VEREN BU GEÇERSİZLİĞİ İLERİ SÜREMEYECEĞİ – DİRENME KARARININ BOZULMASI

T.C YARGITAY .Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/ 19-3091 Karar: 2021 / 965
Karar Tarihi: 07.07.2021

ÖZET: Somut olayda, davacı aval veren tarafından senedin zorunlu şekil şartlarına ilişkin bir eksiklik ileri sürülmemiş, sadece teminat senedi olduğundan bahisle geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Oysa ki, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddesinin 2. fıkrası gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Eş söyleyişle, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Hal böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

MENFİ TESPİT DAVASI – SENEDİN MÜVEKKİLİNİN ARACINA VERDİĞİ ZARARI KARŞILAMAK İÇİN TEMİNAT AMACIYLA VERİLDİĞİ – ALACAĞINI İSPAT YÖNÜNDE DELİLLERİNİ SUNMA İMKÂNI VERİLEREK SONUCUNDA BİR KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – DİRENME KARARININ BOZULMASI

T.C YARGITAY .Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/ 6-969 Karar: 2021 / 866
Karar Tarihi: 29.06.2021

ÖZET: Somut olay değerlendirildiğinde; davacı borçlu vekili dava dilekçesinde, icra takibine konu senedin oto kiralama sözleşmesinin eki niteliğinde olduğunu, oto kiralama sözleşmesinin son bölümünün boş olarak imzalatıldığını ve bu bölümün daha sonra doldurulmak suretiyle senede dönüştürüldüğünü, aracın kiralama bedelinin ödendiğini ileri sürerek takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının iddialarının ispatının HUMK’nın ilgili maddesi uyarınca senet ile mümkün olduğunu, kambiyo senedi vasfındaki bir senede karşı ileri sürülen iddianın senetle ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuş ise de, …/…/… tarihli beyan dilekçesinde; müvekkilinden edindiği bilgiye göre senedin düzenleme amacının, davacı borçlunun müvekkilinin aracına verdiği zararı karşılamak olduğunu, müvekkilinin aracında meydana gelen zararın davacı borçlunun bilgisi ve sorumluluğu dahilinde gerçekleştiğini, davacının bu zararı ödemeyi kabul ve taahhüt ederek senedi imzaladığını belirtmiştir. İspat yükü kendisinde olan davacı borçlu, senedin teminat amacıyla verildiğini ispat edememiş ise de, davalı alacaklı vekili takip konusu senedin müvekkilinin aracına verdiği zararı karşılamak için teminat amacıyla verildiğini kabul etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalı alacaklıya senet ile teminat altına alınan ve meydana gelen kazadan doğan alacak ve miktarını yasal delillerle ispat etme olanağı tanınmalı, alacağını ispat yönünde delillerini sunma imkânı verilerek sonucunda bir karar verilmelidir. Hâl böyle olunca; mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

MENFİ TESPİT DAVASI – FAZLA ÖDEMENİN TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK ÜZERE DAVALIDAN TAHSİLİNE KARAR VERİLDİĞİ – EURO BEDELLİ ÇEKLER BAKIMINDAN BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ İLE ÖDENEN BEDELİN İSTİRDADINA KARAR VERİLECEĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

T.C YARGITAY 15.Hukuk Dairesi Esas: 2020/ 2274 Karar: 2021 / 2765
Karar Tarihi: 16.06.2021

bozma öncesi kesinleşen 213.368,00 Euro eksik ve ayıplı iş bedeli bakımından davacının borçlu olmadığının tespiti ile dava konusu 3 çek bedeli olan 148.410 Euro’nun tahsilde tekerrür olmamak üzere istirdadına, kalan 64.958 Euro fazla ödemenin tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan tahsiline, birleşen dava bakımından ise; tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davanın kabulü ile davaya konu 11/02/2009 ve 13/03/2009 tarihli 49.470,35’şer Euro bedelli çekler bakımından borçlu olmadığının tespiti ile ödenen bedelin istirdadına karar vermekten ibarettir.

İşbu yazı bilgilendirme amacı ile yazılmış olup hukuki sorumluluk kabul edilmez. Elektronik imzalı ve zaman damgalı olan makalenin başkaca web sitelerinde kullanılması halinde yasal işlem başlatılacaktır. Tüm hakları Av. Asilcan TUZCU’ ya aittir.

Devamını oku

İcra Takipleri Ne Zaman Düşer

Son yapılan istatistiklere göre ülkemizde her 4 kişiden 1 inin icralık olduğu , yani borçlarının bulunduğu ortaya çıkmıştır. Özellikle covid 19 virüsünün etkisi ile enflasyon çok fazla artmış ve bazı vatandaşlar maalesef ki borçlarını ödeyemez konuma gelmiştir.İnsan hayatı boyunca mutlaka borçlanmaktadır. Kimi zaman bakkaldan ekmek alarak kimi zaman iki milyon Türk Lirası değerinde teminat senedi vererek kimi zaman ise bir arkadaşına kefil olarak borç yükü altına girmektedir. Maalesef ki bazı kötüniyetli kişiler(alacaklılar) ellerindeki senetle aslında borcu olmayan parayı tahsil cihetine gittikleri sıklıkla gözlemlenmektedir.Peki  bir kimsenin borçlanması , borçluyu ömür boyu bağlayacak mıdır ? Daha doğrusu cebri icra ve haciz kılıcı borçlunun üzerinde ölene kadar sallanacak mıdır. İşte bu sorunun cevabına İcra İflas Kanunumuz cevap vermektedir.

İİK m. 33 ‘’ İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir’’..

İİK m. 71/2 ‘’ Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33 a. Maddesi hükmü kıyasen uygulanır’’ .

İlk bakışta tam olarak anlaşılmasa da bu hükümler alacaklının takip hakkı ve borçlunun mülkiyet hakkı ile ilgili düzenlemelerdir. Yani alacaklı takip hakkını yasanın belirlediği şekilde kullanmaz ise –borç icraya verilmiş olsa dahi – zamanaşımına uğrayacaktır. Bu düzenlemelerle borçluya ömür boyu haciz ve icra tehdidinin önü yasanın öngördüğü koşullarda kapatılmış olmaktadır.

Daha da somutlaştırmak gerekirse , senet veren bir borçluya karşı 3 yıldan fazla icra takibi yapılmaması durumunda –borçlunun ileri sürmesi şartıyla – o alacak zamanaşımına uğrayacaktır. Konuya İlişkin Yargıtay Kararı aşağıdaki gibidir.

T.C YARGITAY 12.Hukuk Dairesi Esas: 2018/ 1628 Karar: 2019 / 10272 Karar Tarihi: 13.06.2019

‘’..Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan, davaya konu olayda takip dayanağı senedin tanzim ve takip tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 661, 662. ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. TTK’nun 661. maddesi uyarınca bonolar için 3 yıllık zamanaşı öngörülmüştür. Somut olayda, örnek 10 ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği, takibin kesinleşmesinden sonra alacaklı vekilinin en son 03/01/2014 tarihinde satış talebinde bulunduğu, 06/01/2014 tarihinde de avansını yatırdığı ve zamanaşının kesilmiş olduğu, bu tarihten şikayet tarihi olan 09/01/2017 tarihine kadar dosyanın işlemsiz bırakıldığı ve yeniden başlayan 3 yıllık zamanaşı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır..’’

Görüldüğü üzre bono(senet) borçlusunun borcu  3 yıl içinde zamanaşımına uğramıştır. Borcundan da kurtulmuştur.

DİĞER BORÇLARDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ NE KADARDIR ?

Yukarıda sunduğumuz örnekte senet(bono) için öngörülen zamanaşımı süresi 3 yıldır. Ancak tüm borçlar 3 yılda zaman aşımına uğramamaktadır. Örneğin birisinden çek aldınız ve cirolayıp 3. Kişiye verdiniz. Çek karşılıksız çıktı ve yetkili hamil hem size hem de çek keşidecisine karşı icra takibi başlattı . Burada sizin borçtan sorumluluğunuz 6 aydır . Yani alacaklı 6 ay boyunca size karşı herhangi bir icra takibi yapmaz ise hukuken borçtan sorumluluğunuz ortadan kaybolmaktadır.

T.C YARGITAY 12.Hukuk Dairesi Esas: 2018/ 7195 Karar: 2019 / 8853
Karar Tarihi: 22.05.2019

‘’..Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde çek olduğundan, çekin ibraz süresinin dolduğu tarih dikkate alındığında, olaya 6762 Sayılı …nun 726 ve 730. maddesinin göndermesi ile de 662 ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. …nun 726. maddesi uyarınca hamilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren altı ay geçmekle müruruzamana uğrar. Borçlar Kanunu’nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve TTK.’nun 730/18. maddesi gereğince çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 662. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler, dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Öte yandan, alacaklı tarafından yapılan icra takip işlemleri de zamanaşımını keser. Alacaklının yapacağı icra işlemleri ile süre her defasında yenilenir, yeni bir altı aylık süre başlar.”

İcra takip dosyasının incelenmesinde; 12.04.2005-11.09.2006 tarihleri arasında borçlu şirketler hakkında altı aylık zamanaşımı süresi içinde takibi ilerletmeye yönelik talepte bulunulmadığından TTK’nın 726. maddesinde yazılı 6 aylık zamanaşımı süresi dolmuştur…’’

KİRA BORÇLARINDA ZAMANAŞIMI 5 YILDIR.

T.C YARGITAY 12.Hukuk Dairesi Esas: 2013/ 22852 Karar: 2013 / 32863  Karar Tarihi: 22.10.2013

‘’..Alacaklı tarafından takipte itiraz edilmeden kesinleşen kısım yönünden takip tarihinden (10.12.2002) talep tarihine (21.01.2012) kadar zamanaşını kesen herhangi bir takip işlemi yapılmadığı, dolayısıyla 5 yıllık zamanaşının gerçekleştiği görüldüğünden..’’

Bir borçlu sadece zamanaşımına dayalı olarak değil , icra takibine itiraz ederek , itiraz süresini kaçırmış ise borçlu olmadığını ispat sadedinde menfi tespit davası açarak , yahut borçlu olmadığı parayı ödemiş ise geri almak için istirdat davası açarak , suç duyurusunda bulunarak ve bu yazımıza sığdıramayacağımız daha bir çok dava çeşidinden birini açmak suretiyle borçtan kurtulma imkanına sahiptir.

Üstelik bazı davalarda da borçluya %20 den az olmamak üzere tazminat dahi verilebilmektedir. Burada önemli olan husus doğru hastaya doğru tedaviyi uygulamaktır. Siz de kefil olmuşsanız yahut ticari hayatınızda veya günlük yaşantınızda haksız olarak icraya verilmiş iseniz vakit kaybetmeden hakkınızı aramalısınız.

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Asilcan Tuzcu’ya aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Devamını oku

Zina Sebebine Dayalı Boşanma Davası

Tanımı :

Zina Türk Hukuk Lügatında evli bir şahsın, eşinden başkasıyla cinsi münasebetlerde bulunması olarak tanımlanmaktadır. Zina evrensel bir boşanma sebebi olup evlilik birliğine karşı yapılmış en büyük hakaret ve sadakatsizliktir. Bu nedenle de her devrin boşanma sebebi olarak sayılmıştır.

Katalolik  Kilisesi Hukukunda sonsuz evlilik bağı gevşetilerek “ebedi” ayrılık sebebi sayılmışken Kuran’a göre insanlığı toplum ve birey olarak dejenere eden bir illettir.

Medeni Hukukta zina evli kişinin eşi dışında karşı cinsten birisi ile isteyerek gerçekleştirdiği cinsel ilişki iken İslam Hukukunda zina evlilik dışında yaşanan her türlü cinsel ilişki olarak tanımlanmaktadır.

Devamını oku

Kira İlişkisinin Feshi ve Kiralamanın Tahliyesi

        Kira sözleşmesi Borçlar Kanunu 299. Maddesinde “Kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak tanımlanmış olup kira sözleşmesinin yazılı olarak yapılmasına gerek yoktur. Kira sözleşmeleri adi kira, taşınmaz ve çatılı iş yeri kirası, ürün kirası olarak üçe ayrılır. Bu yazımızda ağırlıklı olarak karşılaştığımız konut ve çatılı iş yerlerine ait kira sözleşmesinin fesih yoluyla sona erdirilmesi, kiracının temerrüdü sebebiyle sona erdirilerek tahliyesi ve kiracının tahliye taahhüdüne dayalı olarak sona erdirilmesi ile tahliyesi konuları işlenecek ve bu yollara ilişkin icra işlemleri anlatılacaktır.

         Konut ve çatılı iş yerine ilişkin kira sözleşmeleri süreli veya süresiz olarak yapılabilir. Ancak öngörülen kira sözleşmesinin sona ermesi tarihinden önce kanunda belirlenen koşullarda bildirim yapılmadığı takdirde konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmesi bir yıl daha uzamış olacaktır.

Devamını oku

Kıdem Tazminatı

A) Tanımı ve Uygulama Alanı:

         Kıdem tazminatı en basit ifade ile bir işçiye belirli şartları sağlaması halinde, kanunda yazan sebeplerle iş akdinin sona ermesi halinde işveren tarafından işçiye, işçinin son ücreti ve kıdemi dikkate alınarak ödenmesi gereken bir bedeldir.

         Kıdem tazminatı hala yürürlükte olan eski 1475 Sayılı Kanunun halen yürürlükte olan tek maddesi olan 14. Maddesinde düzenlenmiştir. İş Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı kurum ve kuruluşların personelleri ile sözleşmeli personelleri için kıdem tazminatı niteliğinde yapılan ödemeler de kıdem tazminatı sayılarak  bu konuda da Eski İş Kanunu 14. Maddesinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Yine Deniz İş Kanunu’nda da kıdem tazminatı özel olarak düzenlenmiştir.Basın İş Kanunu’nda da kıdem tazminatı farklı kurallarla düzenlenmiştir.

Devamını oku

Mevcudu Eksiltme Suçu

ALACAKLISINI ZARARA UĞRATMA KASTIYLA MEVCUDU EKSİLTME SUÇU

Takip Hukuku, borçlunun malvarlığı üzerinde gerçekleştirilmekle kural olarak borçlunun şahsı üzerinde herhangi bir cebir uygulanmamaktadır.Ancak İcra İflas Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda özellikle takip prosedürünün sağlıklı yürütülmesi, borçlunun veya üçüncü kişilerin kötü niyetli davranışlarının önüne geçebilmek için zorunlu olarak bazı suçlar düzenlenmiştir. İcra İflas Kanunu 331.Maddesi ve devamında bu suç türleri ve diğer düzenlemeler yer almaktadır. Bunlardan biri de Alacaklısını Zarara Uğratma Kastıyla Mevcudunu Eksiltme Suçu olup İİK 331. Maddesinde düzenlenmiştir.

Devamını oku

Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun İptali Davası, borçlunun alacaklılarına zarar veren bazı tasarruflarını, dava açan alacaklının alacağı ölçüsünde hükümsüz hale getirmeye yarayan dava olarak tanımlanabilir. İcra takibi başlatılması ve borçlunun malvarlığına haciz kayıtlarının işlenmesi ile bu malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisi kısıtlanmaktadır. Ancak çoğu zaman borçlu, hakkında icra takibi başlatılacağının ve sahip olduğu malvarlığı üzerine haciz kaydı işleneceğini bildiğinden alacaklılara zarar vermek kastıyla, henüz tasarruf yetkisi kısıtlanmadığı dönemde bir takım hukuki işlemler yapar. İş bu iptal davasının amacı da borçlunun tasarruf yetkisinin kısıtlanmadığı dönemde, alacaklılarına zarar vermek kastıyla malvarlığı üzerinde yapmış olduğu hukuki işlemi, alacaklının alacağı ölçüsünde iptal etmek ve alacaklının alacağını dava konusu mal üzerinden, mal sanki hala borçlununmuş gibi cebri icra yoluyla tahsil etmektir.

Devamını oku

İhtiyati Haciz

Hukukumuzda dava sonucunda elde edilecek, kesin korumaya kadar geçen sürede hakkın kaybolmasını engellemek üzere geçici hukuki koruma düzenlemelerine yer verilmiş olup ihtiyati haciz bunlardan biridir. İcra İflas Kanunu’nda düzenlenmiş olup, diğer bir geçici koruma kurumu olan İhtiyati Tedbir ile karıştırılmaktadır.

İhtiyati haciz para alacaklarına ilişkin mevcut veya müstakbel takibin güvence altına alınması için mahkeme kararı ile borçlunun malvarlığına el konulmasını sağlayan geçici bir hukuki korumadır.

Devamını oku

Fatura ve Faturaya Dayalı İcra Takibi

Tanımı ve Düzenlenme Şekli

Faturanın Tanımı Vergi Usul Kanunu’nun 229. Maddesinde,satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere faturanın en önemli özelliği müşterinin ödemekle yükümlü olduğu tutarı göstermesidir.

Devamını oku
  • 1
  • 2